Yapının Bulunduğu Yer

Geç Roma Erken Bizans Dönemine ait olduğu anlaşılan çeşme Kayseri İli Felahiye İlçesi Kale Mahallesi’nde yer almaktadır. Çeşmenin bulunduğu yer aynı zamanda Köy Yanı Mevkii olarak da isimlendirilmektedir. Çeşme ve çevresindeki muhdes yapıların olduğu saha parsel sınırı dikkate alınarak tel örgü ile çevrelenmiştir. Çeşme bugün, zeminden yaklaşık 60 cm yüksekliğinde ve yol kotundan 4.00 m kadar aşağıda, dikdörtgen bir son dönem eklemesi çukur içesinde büyük oranda korunmuş olarak durmaktadır. Çeşmenin bulunduğu çukura kuzey yöndeki (modern yol cephesi) bir merdivenle inilmektedir.

Sıtma Pınarı ve bulunduğu sahaya genel bakış

Çeşmenin bugünkü durumu

Çeşmenin bulunduğu çukura inen modern merdiven

Yapının Korunma Durumu

            Çeşme genel itibariyle korunmuştur. Ancak kuzey-güney yönlü olarak uzanan çeşmenin kuzeyindeki yarım daire nişin formuna uygun seyreden oturma sıralarının üst seviyesinden itibaren ve nişi örten çeyrek kubbedeki mermer yapı malzemelerinde büyük oranda ayrılmalar söz konusudur. Yapıda ciddi statik sorunlar doğuran bu deformasyonlar son dönem eklemesi çevre duvarı ve kısmı onarımlarla durdurulmuş gibi görünmektedir. Ancak, yarım daire nişin doğu yönünde oturma sırasını izleyen ikinci sıra bloklarında ve yine bu yönde yarım daire nişi cephede sınırlayan kemer yayını takip eden birkaç mermer blokun yerinden düşmüş olması yarım daire nişin çökme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Ayrıca söz konusu nişin zemin taşındaki oyuktan dibe doğru aktığı düşünülen su olasılıkla niş zemini yumuşatmaktadır. Oturma sıralarını birbirine bağlayan kenetlerin sökülmüş olması da ileriye dönük ciddi tahribatların önünü açmaktadır. Yarım daire nişin arkasındaki yaklaşık 4.00 m toprak dolgu, niş ile birlikte çevresindeki muhdes duvarın da kuzeye doğru eğim yapmasına sebep olmuştur.

            Niş zeminindeki havuzcuktan çıkarak hemen önündeki havuza dolan su bugün havuzun kuzeyindeki bir rezervuardan dışa doğru akmaktadır. Havuz kuzey ve güney yönde basamaklandırılmış ve havuz zemini de mermer plakalarla kaplanmıştır. Kuzey yöndeki merdivenler korunurken havuzun güneyindeki merdiven taşlarında kaymalar oluşmuştur. Yine bu yönde zemin kaplamasındaki mermer blokların deformasyona uğrayarak yerlerinden kaldırıldığı ve bu sebeple halen bu noktada havuz zeminine doğru akmakta olan bir miktar suyun havuzun korunması noktasında problem teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Ancak, havuzu da çevreleyen muhdes yapıların ve zemin düzenlemelerinin kısmen de olsa havuz gövdesindeki bozulmaları engellediği anlaşılmaktadır.

            Çeşmenin içinde yer aldığı 4.00 m derinliğindeki dikdörtgen şekilli eklemelerin son 100-150 yıl kadar önce yapıldığı ve çeşmenin günümüze kadar korunmasında yararı olduğu düşünülen ve belirli aralıklarla yapılan bu eklemlerde kullanılan kimi yapı malzemelerinin çeşme yapısıyla ilgili olduğu sanılmaktadır.

Çeşmenin kuzey yöndeki yarım daire niş

Yarım daire nişi örten çeyrek kubbe taşlarındaki ayrılmalar


Yarım daire nişin doğu yönündeki tahribat

Yarım daire niş zemininde ve oturma sıralarındaki tahribat

Çeşme gövdesini oluşturan yarım daire niş ve iki yanındaki muhdes duvarlarının öne (kuzeye) doğru sehimi

Çeşme havuzunun genel görünümü

Çeşme havuzunun kuzey yönündeki merdiven ve zemin kaplamasındaki tahribat

Muhdes duvarlardaki devşirme malzemeler

 

 

Çeşmeyle İlgili Çalışmalar

Sıtma Pınarı Çeşmesi ilk defa 20. yüzyılın başlarında H. Grégoire isimli batılı bir araştırmacı tarafından görülmüş ve yayınlanmıştır. Araştırmacının yayınında çeşmeye ilişkin 1 fotoğrafa yer verildiği görülmektedir. Bu tek fotoğraf çeşmeden günümüze ulaşan en eski fotoğraftır. Fotoğrafta çeşmenin nişli ana gövdesi ve dayandığı doğu istinat duvarı görülebilmektedir. Ancak çeşme önündeki havuzu net olarak göremiyoruz. Ayrıca fotoğraftan, çeşmenin o dönemde şimdilerde olduğu gibi dikdörtgenimsi bir çukur içinde olup olmadığını da anlayamıyoruz. Bunun yanı sıra doğu istinat duvarının 20. yüzyıl başlarında da var olduğunu ve çeşme gövdesinin bu duvara gömülü olduğunu net olarak anlıyoruz. Aynı açıdan 2015 yılında çekilen fotoğrafa baktığımızda ise çeşmenin kemer yayınının üst noktasından itibaren 3 sıra taştan sonraki bölümlerin daha sonraki eklemeler olduğunu anlıyoruz. Bugünkü doğu istinat duvarında 1909 yılından sonra yapılan eklemeleri duvardaki diletasyonlardan da ayırt etmek mümkündür. Araştırmacının yer verdiği tek fotoğrafta kemer yayının üst kısmındaki blok taş üzerinde yer alan rozet açıkça görülmesine rağmen rozetin yanında bugün gördüğümüz 6 sıra yazıta dair herhangi bir iz seçilememiştir. Ayrıca tarafımızdan kesin olarak saptanan, çeşme ana gövdesinin güney duvarında, bu yöndeki kemer yayının oturduğu devşirme mermer blokun iç yüzündeki yazıtla ilgili herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Anlaşılan 1909 yılında çeşmenin bu kısmında henüz taş açıklığı şeklinde bir deformasyon oluşmamıştı.

  1. Grégoire’nin Roum-Digin olarak adlandırdığı yerleşimdeki çeşme araştırmacıya göre 2.50 m çapında bir yarım çerçeve oluşturan beyaz mermerden bir exedradır. Tabanda bir altlık üstünde 5 sıra halinde yükselen ve istinat duvarına yaslanan beyaz mermer bloklar yer almaktadır. Bundan sonraki kısımlar da (olasılıkla çeyrek kubbeyi ifade ediyor) araştırmacının ifadesine göre 50 yıl kadar önce, yani 1850’li yılların ortalarından sonra tamir görmüştür. Çeyrek kubbenin günümüzde de net olarak fark edilen değişik yapı malzemeli örgüsü araştırmacıyı doğrular niteliktedir. Araştırmacı 5.00x 3.00 m olarak ölçüsünü verdiği çeşme havuzuna akan suyun, yukarıda tarafımızdan da ifade edildiği gibi, olukcuklardan geçtiğini söyler. H. Grégoire ayrıca bunun gibi olukcuk ya da kanalcıklarla suyunu hemen önündeki havuza akıtan bir benzer çeşmenin M. Demoulin tarafından Tenos’ta (Şarkışla) da bulunduğunu ifade eder. Araştırmacı kesin olarak söylemese de “çeşme önündeki havuzun bir banyoya dönüştürüldüğünü” anlatırken, kendi ziyareti döneminde de havuza şimdilerde olduğu banyo yapmak için gelenlerin olduğunu aklımıza getirmektedir.
  2. Grégoire’nin 1909 yılında fotoğrafını çektiği Sıtma Pınarı Çeşmesi

Aynı açıdan Sıtma Pınarı’nın 2015 yılındaki durumu

 

            Sıtma Pınarı Çeşmesi’ne son olarak M. Denktaş tarafından Kayseri’deki Tarihi Su Yapılarını konu alan bir kitap çalışmasında kısaca yer verildiği görülmektedir. Söz konusu çalışmada terminolojik olarak Nympheum olarak ifade edilen çeşme ana gövdesinin 3.30×3.35 m ölçülerinde, önündeki havuzun ise 5.94×4.10 m ölçülerinde olduğu kaydedilmiştir. Araştırmacı çalışmasında çeşmeye ait 2 çizime de yer vermiştir. Çeşme yapısı tanımlanırken yuvarlak kemer yayının kilit taşının doğusundaki taşın üzerinde küçük bir rozetin yer aldığı ifade edilirken aynı blok üzerinde bugün var olan 6 sıra yazıta dair bilgi yoktur. Araştırmacı tarafından çalışmasında yer verdiği çeşme cephe görünüş çiziminde ise söz konusu rozete de yer verilmemiştir. Çalışmada devşirme mermer bloktaki yazıt konusuna ise hiç değinilmeden yapının “olasılıkla Roma İmparatorluk Dönemine ait” olduğu ifade edilmiştir. Hâlbuki sahada yaptığımız etüdsel çalışmalar neticesinde 2000 yılında bile devşirme mermer blokun olduğu kesimde taş ayrılmalarının olduğu ve blok arka yüzündeki yazıtın görünürde olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar gerek H. Grégoire ve gerekse de M. Denktaş söz konusu rozet, rozet yanındaki muhdes yazıt ve devşirme mermer bloktaki yazıt konusuna değinmemiş olsalar da, özellikle devşirme mermer bloktaki yazıt, aşağıda da ifade ettiğimiz gibi çeşmenin tarihlendirilmesi hususunda çok önemli bir çıkış yolu olmuştur. Buna göre çeşme M.S. 8.-9. yüzyıldan sonraki bir tarihte yapılmış olmalıdır.

Sıtma Pınarı Çeşmesi ile ilgili bilimsel çalışmalar yukarıda anılan çalışmalarla sınırlıdır. Çeşmeyi de içine alan yöresel monografik çalışmaların çeşme yapısını anlama konusunda çok da fayda sağlamadığı görülmüştür.

              

  1. Denktaş’ın Sıtma Pınarı Çeşmesi çizimleri

Ayrıntılı Tanım

Felahiye İlçesi’nin Özvatan yönüne doğru giden yolun başlangıç noktasında, bugünkü ilçe merkezinin dışarısında yer alan çeşme günümüzde halen kullanılmaktadır. Halk arasında birçok hastalığa iyi geldiğine inanılan kaynak suyu sebebiyle ziyaretçilerin uğrak yeri olan çeşme ve yakın çevresi sürekli yeni eklemeler ve onarımlarla düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler esnasında çeşme ve ana gövdesi ile su tutma havuzunu korumaya yönelik alınan kısmi tedbirler çeşmenin büyük oranda korunarak günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır. Ancak hemen ön tarafından (batı) geçen yolun zamanla yükselmesi, hatta son zamanlarda burada bir köprünün yapılmış olması sebebiyle çeşmenin önündeki muhtemelen düzlük olan saha zamanla yükselmiş, bu durumda çeşme ise kimi noktalarda -5.00 m.’yi bulan kota kadar düşmüştür. Bu kot farkından dolayı çeşmenin toprak altında kalmasını önlemeye yönelik olarak olasılıkla 20. yüzyıl başlarında ve yüzyılın ortalarına kadar aşamalı olarak çeşme koruma duvarları içine alınmıştır.

Bugünkü çeşme doğu yönde 16.46m, batıda 15.10 m, kuzeyde 7.93 m ve güneyde 9.61 m uzunluğa sahip çevre duvarlarıyla koruma altına alınmıştır. Zaman zaman yapılan eklemelerle söz konusu duvarların oluşturduğu dikdörtgene yakın çukur kuzey yönde -3.80 m, güneyde ise -4.13 m kota kadar düşmektedir. Çeşme ve havuzu koruyan bu dikdörtgen çukura güney yöndeki 13 basamaklı bir merdivenle inilmektedir. Çevre duvarları ve merdivende yer yer antik dönemlere ait yapı taşlarının kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu devşirme malzemelerin çeşme ve havuz yapısıyla ilgili olduğunu söylemek güçtür.

            Çeşmedeki kaynak suyu, doğu yöndeki istinat duvarının güneye doğru olan kısmına yarım daire niş şeklinde yerleştirilen çeşme ana gövdesinin zemininden çıkmaktadır. Nişin önündeki havuz ise doğu-batı yönlüdür. İnce grenli mermer ve düzgün kesme taşlarla inşa edilen ve doğu yönde orijinalinde de olması gereken duvara gömülü olan mihrap niş şekilli ve çeyrek kubbeli çeşme ana gövdesi 3.30 m yüksekliğinde ve 3.35 m genişliğindedir. Nişi sınırlayan yuvarlak kemerin gerisinde duvar içine doğru uzanan çeyrek kubbeli küresel nişin derinliği 1.64 m kadardır. Çeşme gövdesinin zemininden çıkan su -4.34 m kotunda, küresel nişi çevreleyen seki ise -4.02 m kotundadır.

            Yuvarlak kemer kilit taşının doğu yönündeki ilk kemer taşı üzerinde oldukça nitelikli bir rozet ve 19. yüzyıl sonlarında kazındığı anlaşılan şematik karakterde 7 sıra harfler içeren bir kitabe yer almaktadır. Kitabenin beşinci satırında 1881 tarihi okunabilmektedir. Ermenice olan diğer yazı karakterleri yüzey aşınmaları sebebiyle okunamamıştır. Kitabe muhtemelen 19. yüzyıl sonlarında kemer yayının üst kısmında ve çeyrek kubbede meydana gelen çökme sebebiyle yapılan tamiratlarla ilgili olmalıdır. Bu tamiratların da Ermeni taş ustaları tarafından yapıldığı düşünülmektedir.

Çeşme zeminindeki yarım daire formlu nişin etrafı tek sıra oturma sıralı olarak

düzenlenmiştir. 0.3 m yüksekliğe ve 0.35 m genişliğe sahip bu sekiyi oluşturan taşlar birbirine kenetlerle bağlanmıştır. Sekinin güney yönünde yuvarlak kemerin oturduğu iri mermer blokun devşirme olduğu anlaşılmaktadır. Bulunduğu yer itibariyle de söz konusu mermer blok çeşme ana gövdesi yapılırken devşirilmiş olmalıdır. Devşirme blokun yer aldığı bölümde oluşan taş kaymaları şeklindeki tahribatın oluşturduğu açıklıktan söz konusu mermer blokun duvar içine gelen yönünde görülebildiği kadarıyla 5 satır Rumca bir yazıt tespit edilmiştir. Yerel karakterler de içeren yazıtın anlaşılabilmesi için mermer blokun duvar içinde kalan yazıtlı yüzü açığa çıkartılması gerekmektedir. Ancak görüldüğü kadarıyla Grekçe olmayan söz konusu bu yazıt Bizans dönemi ortalarına işaret etmektedir. Yazıtlı bu mermer blok çeşmeden çok daha önceleri bu çevrede inşa edilmiş olan bir başka anıtsal yapıdan sökülüp çeşme gövdesinde ikinci kez kullanılmış olmalıdır. Blok üzerindeki yazıtın harf karakterleri M.S. 7.-8. yüzyıla işaret etmektedir. Dolayısıyla bugün Sıtma Pınarı olarak bilinen çeşme binası da bu tarihten sonraki bir dönemde yapılmış olmalıdır.

            Çeşme sekisinin hemen önündeki çeşme zemininde bugün de önemli miktarda bir su çıkmaktadır. Zeminden kaynayarak çıkan su, biri oldukça geniş ve doğrudan havuza açılan, diğer ikisi ise oldukça dar ve havuzun uzun kenarlarından dolaşarak diğer kısa kenardan iki yönlü olarak havuza doğru açılan kanalcıktan akarak havuzda toplanmaktadır. 5.94×4.10 m ölçülerindeki havuza her iki kısa kenarında 3 basamaklı bir merdivenle inilmektedir. Yaklaşık 1.00 m derinliğe sahip havuzun etrafı üst kısımda kanalcıklara sahip mermer plakalarla çevrelenmiş, zemini ise mermer bloklarla kaplanmıştır.

            Havuzu iki yönden çevreleyen mermer plakaların dış yüzeyleri olasılıkla süslemeliydi. Ancak sonraki dönemlerde yapılan onarımlar sırasında meydana gelen zemin yükselmeleri sebebiyle söz konusu plakaların dış yüzeyini göremiyoruz. Dikdörtgen formlu havuzda toplanan su güney kısa yüzdeki bir kanalcıktan dışarıya doğru akmaktadır.

Yapıldığı dönemden beri kesintisiz olarak kimi hastalıkların tedavisi için bu çeşmenin kaynak suyunda banyo yapmaya gelenler zamanla havuz merdivenindeki plakalar ve yer yer de çeşme gövdesi üzerinde sık kullanımdan kaynaklanan aşınmalara sebep olmuşlardır. Bunun yanı sıra bugünkü haliyle çeşmenin orijinal formunu göremesek de, dönem dönem çeşmede yapılan onarımlar ve çevre düzenleme faaliyetleri çeşme ve havuzun günümüze kadar gelmesinde büyük etken olmuştur. Bu olumlu duruma karşın yarım daire nişten oluşan çeşme ana gövdesi ve içine oturduğu doğu istinat duvarının gerisindeki toprak yığını hem çeşme gövdesi hem de doğu muhdes duvarının öne (batıya) doğru eğim yapmasına sebep olmuştur. Bu olumsuz duruma yönelik olarak çeşme yapısında ileriki zamanlarda meydana gelebilecek olası daha büyük tahribatları önleme konusunda acil tedbirlerin alınması zaruridir.

Çeşme ve zaman zaman yapılan ekler

Çeşme istinat duvarları ve önünden geçen modern yol

 

 

Çeşmeyi koruyan istinat duvarları

Çeşmenin bulunduğu çukura inen modern merdiven

 

 

Çeşme zemininden kaynayarak çıkan su

Çeşmenin dikdörtgen formlu havuzu

 

 

Çeşme ana gövdesi

Çeşme kemerindeki rozet ve Ermenice yazıt

 

 

 

Çeşmedeki seki ve kenetler

Yazıtlı devşirme mermer blok

Devşirme mermer blokun iç yüzündeki Rumca yazıt

Çeşme suyunun toplandığı havuz

 

 

Sıtma Pınarı Çeşmesi, olasılıkla tarihin en erken dönemlerinde, bugünkü çeşmenin yer aldığı sahada miktarı azımsanamayacak kadar olan ve zeminden kaynayarak çıkan suyun kutsallığı ve çevreye verdiği bereketi sebebiyle zamanla buraya gelip gidenlerin ziyaretlerini kolaylaştırmak maksadıyla giderek gelişip büyüyen kutsal bir mahaldir. Bölgede Hititler Dönemi’nde bunun gibi kutsanan kaynak sularının varlığı çoktandır bilinmektedir. Sıtma Pınarı Çeşmesi’nde Hititler Dönemi’ne kadar uzanan izlere rastlamıyoruz, ancak Hititler Dönemi’nde bu bölgede böylesi bir su kaynağının kutsanmamış olması ihtimal dışı gibidir. Şimdiki arkeolojik kanıtlar en azından Orta Bizans Dönemi’nde (M.S. 850-1200) burada, korunan formuna yakın bir çeşmenin aynı yerde varlığına işaret etmektedir. Yukarıda ifade edilen çevre düzenlemeleri ve korumaya yönelik kimi ilkel tedbirler ve onarımların 1800’lü yılların başından beri zaman zaman devam ettiğini anlıyoruz. Ancak, bu sahada yapılacak sistemli arkeolojik kazı çalışmalarının çeşmenin en eski biçimine dair önemli bulgular sunacağına inanıyoruz.

Hazırlayan

Doç. Dr. Osman DOĞANAY